<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</title>
	<atom:link href="https://fundasezgintokgoz.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fundasezgintokgoz.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 Dec 2020 08:43:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.6</generator>
	<item>
		<title>En Temel İhtiyaçlarımızdan Biri : Temas İletisi</title>
		<link>https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/en-temel-ihtiyaclarimizdan-biri-temas-iletisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Funda Sezgin Tokgöz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Dec 2020 08:43:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[onlinepsikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fundasezgintokgoz.com/?p=1102</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsana, insan gerek der kadim öğretiler. Doğduğumuz günden başlar insana duyulan ihtiyaç, önce anne &#38; baba sonra varsa kardeşler, arkadaşlar ve diğer akrabalar derken liste uzar gider… Psikoloji kuramlarından TA yani Transaksiyonel Analiz, insanın ‘temas iletilerinden bahseder’. İnsanın insana dokunduğu, gerek bir selamla, gerek bir güzel sözle ya da fiziksel bir dokunuşla hatta tartışma yahut [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/en-temel-ihtiyaclarimizdan-biri-temas-iletisi/">En Temel İhtiyaçlarımızdan Biri : Temas İletisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com">Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-1104" src="https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/12/pexels-sơn-bờm-1773113-1-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/12/pexels-sơn-bờm-1773113-1-1024x576.jpg 1024w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/12/pexels-sơn-bờm-1773113-1-300x169.jpg 300w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/12/pexels-sơn-bờm-1773113-1-768x432.jpg 768w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/12/pexels-sơn-bờm-1773113-1-1536x864.jpg 1536w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/12/pexels-sơn-bờm-1773113-1-696x392.jpg 696w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/12/pexels-sơn-bờm-1773113-1-1068x601.jpg 1068w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/12/pexels-sơn-bờm-1773113-1.jpg 1920w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p>İnsana, insan gerek der kadim öğretiler.</p>
<p>Doğduğumuz günden başlar insana duyulan ihtiyaç, önce anne &amp; baba sonra varsa kardeşler, arkadaşlar ve diğer akrabalar derken liste uzar gider…</p>
<p>Psikoloji kuramlarından TA yani Transaksiyonel Analiz, insanın ‘temas iletilerinden bahseder’.</p>
<p>İnsanın insana dokunduğu, gerek bir selamla, gerek bir güzel sözle ya da fiziksel bir dokunuşla hatta tartışma yahut çatışmayla, esasen temas ettiğimiz durumları anlatır.</p>
<p>Hikaye bebeklikte başlıyor, doğduğumuz andan itibaren, temasa, şefkate ve bakıma ihtiyacımız var.</p>
<p>Var olduğumuzu anlamanın tek yolu temas iletileridir. Fiziksel ya da zihinsel olarak, varlığımızın diğer insanlar tarafından onaylanmasına duyduğumuz ihtiyaç ise temas açlığı olarak tanımlanır.</p>
<p>Hani bebeklerin kucağa alındığında huzur bulması var ya, işte hikaye orada başlıyor.</p>
<p>Yaramazlık yapan çocuğun aldığı ‘yapma evladım!’ tepkisinde,<br />
sevgilinize verdiğiniz bir buket çiçeğin etkisini onun gözlerinde ve gülümseyişinde görme isteğinde,<br />
sizden beklenen bir görevi layığı ile yerine getirdiğinizde beklediğiniz taktirde..</p>
<p>Bunların hepsini temas açlığı olarak tanımlamak mümkündür. Orada olduğumuzu gösterir ve var olduğumuzun ispatıdır.</p>
<p>Temas iletilerinin çeşitleri vardır.</p>
<p>Sözel ya da sözel olmayan temas iletilerinde, konu, bir arkadaşınızla selam vermek ile göz kırpmak ya da el sallamak kadar kolayca ayırt edilebilir ve ifade edilebilir.</p>
<p>Olumlu ve olumsuz temas iletilerinde ise, karşımızdaki kişide yarattığımız etkinin duygusal karşılığından bahsedebiliriz.<br />
Olumlu temas iletilerinde, karşımızdaki kişinin memnun olacağı bir etki meydana getirecek, olumsuz temas iletilerinde ise rahatsız hissedeceği bir sonuç ortaya çıkacaktır. Çocuğunuzun bir dilim pasta daha yemek istemesine vereceğiniz, ‘evet’ ya da ‘hayır’ cevabının onda yaratacağı duygusal karşılığı olumlu ve olumsuz temas iletilerine örnek olarak gösterebiliriz.</p>
<p>Koşullu ve koşulsuz temas iletilerinde de, durum ‘yapmak’ ve ‘olmak’ eylemleri etrafında şekillenir.<br />
Koşullu temas iletileri, ne yaptığınız ile ; koşulsuz temas iletilerinde ise ne olduğunuz ile ilgilidir.<br />
‘Ödevlerini yapmış olman ne güzel’ cümlesi, olumlu koşullu bir temas iletisine,<br />
‘Senden hoşlanmıyorum’ cümlesi, olumsuz koşulsuz temas iletisine örnek verilebilir.</p>
<p>Temas iletilerini fark etmenin, ilişki kurma biçimimizi etkilediğini, ilişkilerimizde iletişimi ve samimiyetle duygu alış verişini nasıl gerçekleştirdiğimizi açıklamaya yarayan harika bir araç olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Örneğin, sevgilinizin bir süredir ilgisini çeken deri ceketi, özel bir gün olmasını beklemeden ona hediye ettiğinizi düşünelim. Bu davranışınız sonucunda, sevgilinizden bir karşılık yani temas iletisi almak istersiniz. Sevgilinizin çok mutlu olması, özel bir gün olmadığı için aldığı hediyeye şaşırması ve belki de ekstra sevinmesi sizin temas iletisi ihtiyacınızı karşılayacak ve benzer davranışları tekrarlama isteği uyandırarak pekiştirici bir etki yaratacaktır.</p>
<p>Aynı hediye örneğini bu kez farklı bir versiyon için düşünelim.</p>
<p>Bir kavga sonrasında, sırf konu uzamasın diye çok da samimi olmayan bir şekilde sevgilinize hediye aldığınızda ise sahte temas iletilerinden söz edebiliriz.</p>
<p>Sözde iltifatlar, yalandan hediyeler, sırf karşı taraf sussun diye alttan almalar, tamamı sahte temas iletileridir ve olumlu bir etki yaratma ihtimali neredeyse mümkün değildir.</p>
<p>Peki temas iletisi isteyebilir miyiz?</p>
<p>Kültürümüzde çokça yer alan öğretilerdendir, istemek zorunda kaldığımız temas iletilerinin kıymetsiz olduğu..</p>
<p>Halbuki, gerçek olan şudur, isteyerek elde edilen temas iletileri de istemeden elde edilenler kadar kıymetlidir.</p>
<p>Her zaman karşımızdaki temas iletisi verenin samimiyet seviyesini, gösterilen ilginin, temasın içtenliğini gözlemleme şansımız vardır. Eğer temas iletisi içten değilse, temas iletisini kabul etmeme ihtimali de mümkündür.</p>
<p>Öz-güven, öz-değer, öz-şefkat, öz-bilinç gibi kavramlarla çokça karşılaştığımız bir dönemi yaşıyoruz.</p>
<p>Tüm mecralar, ‘Öz’ kavramının kıymetini haykırırken, kendimize temas iletisi vermekten söz etmezsek olmaz diye düşünüyorum. Daha çocukluk dönemimizde fazlaca tevazunun öğretildiği bir kuşakta geçti çocukluğum.</p>
<p>‘Başarılarınla övünmek kabalıktır’ ı düstur edinmiş bir neslin yetişkinlik döneminde ise, fazlaca mükemmeliyetçi ancak başarılarından tatmin olmayan bir anlayışa sahip olması kaçınılmazdır.</p>
<p>Sahip olunan bu bakış açısı ile kendine temas iletisi vermek oldukça zordur.</p>
<p>Kendine temas iletisi vermekte zorlanan kişilerin toplandığı gruplarda, sırayla herkesin kendi hakkında övündüğü çalışmalar ise yarayabilir. Ancak kendimiz ile barışmak ve hak ettiği takdiri, teması esirgememek adına farkına varmanın ve bu konuda uyanık olmanın önemine inanıyorum.</p>
<p>Bir öneri olarak, kendinize temas iletisi verebileceğiniz beş yol bulmak ve bunları yazıya dökmek işe yarayabilir. Sonrasında ise, herhangi bir şeyin ödülü olmadan, yalnızca kendiniz ile temas etmek için bu yolları deneyimlemek başlangıç için hoş bir adım olabilir.</p>
<p>Yaşamımızın başladığı günden bugüne kadar bir çok olumlu &amp; olumsuz temas iletisi aldık. Kimini hatırlıyoruz, kimi sadece anılarımızda kapalı bir odada bekliyor. Bir depomuz olduğunu ve tüm bu temas iletilerinin bir bankası olduğunu düşünelim. Hangi temas iletisini istersen o bankadan çekip bugüne getirebilme şansına sahibiz.</p>
<p>Deponuzdan olumlu temas iletilerini çokça çağırmanızı ve kendiniz ile temas etmeyi ihmal etmemenizi dilerim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/en-temel-ihtiyaclarimizdan-biri-temas-iletisi/">En Temel İhtiyaçlarımızdan Biri : Temas İletisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com">Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarımıza Sınırları Nasıl Öğretiriz?</title>
		<link>https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/cocuklarimiza-sinirlari-nasil-ogretiriz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Funda Sezgin Tokgöz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 2020 06:32:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fundasezgintokgoz.com/?p=1097</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ebeveyn olmak kişinin hayatındaki, belki de en önemli konu… Anne- baba olunca, o yaşa kadar biriktirilen her şey bir anda önemini kaybetmeye başlıyor. Dünyadaki herkesten ve her şeyden daha kıymetli biri vardır artık… Daha önce çocuk sahibi olan yakınlarınızda gözlemlediğiniz ve size garip gelen ne kadar durum varsa, bir anda içinde bulursunuz kendinizi. Var olmanın [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/cocuklarimiza-sinirlari-nasil-ogretiriz/">Çocuklarımıza Sınırları Nasıl Öğretiriz?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com">Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" class="size-large wp-image-1099 aligncenter" src="https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/10/pexels-tatiana-syrikova-3932973-1-1024x682.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/10/pexels-tatiana-syrikova-3932973-1-1024x682.jpg 1024w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/10/pexels-tatiana-syrikova-3932973-1-300x200.jpg 300w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/10/pexels-tatiana-syrikova-3932973-1-768x512.jpg 768w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/10/pexels-tatiana-syrikova-3932973-1-1536x1023.jpg 1536w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/10/pexels-tatiana-syrikova-3932973-1-696x464.jpg 696w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/10/pexels-tatiana-syrikova-3932973-1-1068x712.jpg 1068w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/10/pexels-tatiana-syrikova-3932973-1.jpg 1732w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p>Ebeveyn olmak kişinin hayatındaki, belki de en önemli konu…</p>
<p>Anne- baba olunca, o yaşa kadar biriktirilen her şey bir anda önemini kaybetmeye başlıyor.</p>
<p>Dünyadaki herkesten ve her şeyden daha kıymetli biri vardır artık…</p>
<p>Daha önce çocuk sahibi olan yakınlarınızda gözlemlediğiniz ve size garip gelen ne kadar durum varsa, bir anda içinde bulursunuz kendinizi.</p>
<p>Var olmanın ağırlığından, var etmenin ağırlığına yolculuk başlamıştır.</p>
<p>Dünyaya gelen bu canlı, sizin eseriniz olacaktır…</p>
<p>İyi olsun, her şeyi olsun, çok seveyim, herkes çok sevsin vs… derken<br />
içimizden gelen bu büyük coşku ile, gerçekliği ve mantığı devre dışı bırakabiliriz.</p>
<p>Kirpi bile yavrusunu pamuğum diye severmiş!</p>
<p>O misal…</p>
<p>Hayallerimizi ve ideallerimizi akıtırız çocuğa…</p>
<p>Bizim neyimiz eksik kalmışsa büyürken, fazlasıyla karşılamak isteriz kendi çocuğumuzda.</p>
<p>‘Benim evladım aynı şeyleri yaşamasın’ diye, hassasiyet had safhadadır.</p>
<p>Peki ya onun ihtiyaçları?</p>
<p>Sınırlar tam olarak burada devreye girer.</p>
<p>Hikayeyi doğru okumak mühim.</p>
<p>Çocuğumuza her şeyi vermek isteriz, kabul!</p>
<p>Ancak kaynaklarımız sınırlı…</p>
<p>Ve günün birinde, imkanlar yeterli olmadığında ve ‘hayır’ demek zorunda kaldığımızda, bunun anlamını bilmeyen bir çocuk ile karşı karşıya kalmak pek mümkün.</p>
<p>Ayrıca ilk kez reddedilen bir çocuğun göstereceği direnç ve mevcut durumla baş etme becerisinin olmayışı da cabası..</p>
<p>Sınırları net bir şekilde çizmek ve çocuğa bu sınırlar içerisinde özgürce hareket edebileceği bir alan bırakmak ve seçim yapma hakkı tanımak çok önemlidir.</p>
<p>Unutmayın;</p>
<p>Çocuklar küçük yaşlarda, kendileri için neyin yararlı, neyin zararlı olduğunu bilemezler.</p>
<p>Anne — babalar çocuklarına sınır koyarak onları korumakla yükümlüdürler.</p>
<p>Sınırları belirlerken de çocukların birtakım deneyimleri yaşamalarına engel olmadan ve aşırı tepki göstermeden bunu yapabilmek mühimdir.</p>
<p>Çocuklar, koşulsuz sevgiyi yalnızca anne ve babalarından görmelidir.<br />
Dışarıdaki dünya, koşulların olduğu yerdir.</p>
<p>Ve koşulsuz sevgi, asla sınırsızlık demek değildir.<br />
Yalnızca sevgide sınır yoktur, diğer alanlarda kurallar ve sınırlar söz konusudur.</p>
<p>Çünkü, çocuklukta öğrenilmeyen sınırlar yetişkinlik döneminde,<br />
Kendi sınırlarını koruyamama veya diğerlerinin sınırlarını kabul etmeme gibi işlev bozucu durumlara sebep olabilir.</p>
<p>Burada anne ve babaların da çocukların özel alanlarına saygı göstermeleri son derece önemlidir.</p>
<p>Çocukların, özgür bırakıldıklarında, özgüvenli olacaklarına inanılır.</p>
<p>Yetişme evresinde çocukların, sınırları belirlenerek güvenlikleri sağlanmazsa, zarar görme ihtimalleri gündeme gelebilir.</p>
<p>Ayrıca, sınırsız yetişen çocuklar, görünürdeki tüm olanaklara rağmen, içsel olarak yalnız ve ilgisiz hissedebilirler.</p>
<p>Kuralların ve isteklerin net olması, ebeveyn — çocuk ilişkisinde çatışmaların meydana gelmesine engel olacaktır.</p>
<p>Böylece karşılıklı saygıdan söz edilebilir.</p>
<p>Sınırlardan bahsetmişken çalışan annelerin en zorlandığı alana da değinmek isterim.</p>
<p>‘Çocuğuma yeterince zaman ayıramıyorum’ düşüncesi ile birlikte paket program olarak gelen suçluluk duygusu ve bu duygunun devamı niteliğinde, her şeyi yapmaya çalışma, çocuğa karşı sergilenen tutarsız davranışlar sergileme… gibi çalışan annelerin içine düştüğü tuzaklar.</p>
<p>Burada, öncelikle sevgili çalışan annelerin bu suçluluk duygusundan kurtulması, konunun aslında çocukla değil kendileriyle ilgili olduğunu fark etmeleri ve yaşamlarındaki koşulları tüm gerçekliği ile değerlendirip bir karar vermeleri ve bu doğrultuda davranışlarını düzenlemeleri gerekir. Gerekiyorsa destek almaktan çekinmemelidirler.</p>
<p>Örneğin, çalıştığı için çocuğuyla geçireceği vakti daha verimli kılmaları mümkün.</p>
<p>Çocukları ile iletişim kurarak, çocuğun ayrışma dönemine uyum sağlamak önemli.</p>
<p>(Ayrışma dönemi, 2 yaş itibariyle, çocuğun bireyselleşme ihtiyacının meydana geldiği , kendi ve diğerleri arasındaki ayrımı idrak edebildiği dönemdir. Bkz. Çocuk psikolojisi )</p>
<p>Çocuklarının dayanıklılık geliştirmelerine de fırsat tanımaktır sınırlar.</p>
<p>Çalışan anneler, aynı zamanda çocuklarına birey olma, dayanıklı olma gibi özellikler kazandırdıklarını unutmamalılar…</p>
<p>Toparlayacak olursak;</p>
<p>Sınırları belirlerken, çocuklara karşı, açık + net ve şeffaf bir tutum sergilemek,<br />
Belirlenen sınırların ihlal edilmemesi ancak gerekli görüldüğünde açıklama yapılarak esneklik sağlamak,<br />
Anlaşılabilir, öngörülebilir ve denenebilir sınırlar belirlemek faydalı olacaktır.</p>
<p>Ve lütfen..</p>
<p>Unutmayın ki, her çocuğun yaradılışı ve yetişmesi farklıdır, tıpkı parmak izi gibi, biriciktir…</p>
<p>Çocuğunuz ile ilişkinizin keyfini sürmenizi dilerim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/cocuklarimiza-sinirlari-nasil-ogretiriz/">Çocuklarımıza Sınırları Nasıl Öğretiriz?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com">Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik Dayanıklılık Nedir?</title>
		<link>https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/psikolojik-dayaniklilik-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Funda Sezgin Tokgöz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2020 11:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fundasezgintokgoz.com/?p=1089</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikolojik dayanıklılık yani sıkça duyduğumuz diğer ismi ile resilience, kişinin zorlu zamanlarda akıl ve ruh sağlığını koruyabilmesi olarak tanımlayabiliriz. Latince kökeni ise ‘esneklik’ kelimesinden geliyor. Esnek olanın dayanıklı olduğu , katı ve sert olanın ise kırılmaya ve yıpranmaya daha yatkın olması olarak düşündüğümüzde, psikolojik dayanıklılık hakkında biraz daha fikir sahibi olabiliyoruz. Psikolojik dayanıklık, bebeklik dönemimizde [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/psikolojik-dayaniklilik-nedir/">Psikolojik Dayanıklılık Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com">Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-1093" src="https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/09/WhatsApp-Image-2020-09-24-at-10.23.24-1024x681.jpeg" alt="" width="696" height="463" srcset="https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/09/WhatsApp-Image-2020-09-24-at-10.23.24-1024x681.jpeg 1024w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/09/WhatsApp-Image-2020-09-24-at-10.23.24-300x200.jpeg 300w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/09/WhatsApp-Image-2020-09-24-at-10.23.24-768x511.jpeg 768w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/09/WhatsApp-Image-2020-09-24-at-10.23.24-1536x1021.jpeg 1536w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/09/WhatsApp-Image-2020-09-24-at-10.23.24-696x463.jpeg 696w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/09/WhatsApp-Image-2020-09-24-at-10.23.24-1068x710.jpeg 1068w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/09/WhatsApp-Image-2020-09-24-at-10.23.24.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p>Psikolojik dayanıklılık yani sıkça duyduğumuz diğer ismi ile resilience,<br />
kişinin zorlu zamanlarda akıl ve ruh sağlığını koruyabilmesi olarak tanımlayabiliriz.</p>
<p>Latince kökeni ise ‘esneklik’ kelimesinden geliyor.</p>
<p>Esnek olanın dayanıklı olduğu , katı ve sert olanın ise kırılmaya ve yıpranmaya daha yatkın olması olarak düşündüğümüzde, psikolojik dayanıklılık hakkında biraz daha fikir sahibi olabiliyoruz.</p>
<p>Psikolojik dayanıklık, bebeklik dönemimizde anne ya da bakım veren ile gelişen bağlanma türümüz ile de ilişkili…</p>
<p>Güvenli bağlanan çocuklarda, psikolojik dayanıklılığın daha fazla geliştiğini gösteren araştırmalar bulunuyor.<br />
Peki psikolojik dayanıklılığımızı nasıl geliştireceğiz ?</p>
<p>Bu sorunun yanıtı için, birkaç anahtar kavramın altını çizmek isterim…</p>
<p>Öncelikle ‘kabul’…</p>
<p>Keşkeleri çok olan bir kültürün insanlarıyız kabul.</p>
<p>Ancak içinde bulunduğumuz durumu kabul etmekte ne kadar zorlanırsak, düşüncelerimiz de bir o kadar katılaşacaktır.</p>
<p>Var olanı kabul etmek, yolumuza devam edebilmenin önemli anahtarlarından!</p>
<p>Değişikliklere açık olmak ve yeniye uyum sağlamak bizi daha güçlü kılacaktır…</p>
<p>Daha zorlu zamanlarda ise ‘en kötü ne olur?’ sorusunu kendimize sormayı,<br />
Ve bu soruyu yanıtlarken, aslında problemle başa çıkma becerilerimizi daha net görebilmeyi ihmal etmeyelim.</p>
<p>İçinde bulunduğumuz durumu kabul ettikten sonraki anahtarımız ise ‘gerçekçi iyimserlik’<br />
Çünkü, burada bahsettiğimiz iyimserlik hayata pembe gözlüklerle bakmak anlamına gelmiyor.</p>
<p>Düşüncelerimizin duygularımızı oluşturduğu ve duygularımızın da davranışlarımızın kaynağı olduğunu göz önünde bulundurursak, pozitif düşüncenin gücünü görmezden gelemeyiz.</p>
<p>Meşhur bardak örneğindeki gibi, bardağın yarısının dolu ve diğer yarısının boş olduğunu görmek yerine, bardağı bir bütün olarak değerlendirip boş olan yarısını nasıl doldurabileceğimize odaklanmak pozitif düşünce tarzı ile ve gerçekçi bir yaklaşım ile değerlendirilebilir.</p>
<p>Unutmayın, pozitif ve negatif düşünceler beynimizin farklı bölgelerine işlenir ve farklı yoğunluklarda yaşanır.<br />
Korku, tehlike gibi olumsuz duygular daha yoğun yaşanır ve etkisi daha uzun sürecektir. Bu nedenle, her bir olumsuz düşünce için, üç adet olumlu düşünce üretmeyi deneyimlemek tavsiye edilir.<br />
Olumsuz duyguların etkisini azaltmak için bu metod faydalı olacaktır.</p>
<p>Ayrıca iyimser bir bakış açısı, olumsuz durumların da değiştirilebileceğini gösterir.</p>
<p>Örneğin, kötü bir başlangıç yaptığımız gün için kendimize şöyle bir cümle kurabiliriz:</p>
<p>‘Güne istediğim gibi başlayamadım ancak geri kalanını değiştirmek benim elimde ve güzel geçmesi için elimden geleni yapacağım!’</p>
<p>Psikolojik dayanıklılık için bir diğer anahtarımız ise ‘sorumluluk’</p>
<p>İçinde bulunduğumuz olumlu ve olumsuz her durumda, kendi payımızın sorumluluğunu alarak yola devam edebilmekten bahsediyoruz.</p>
<p>Hayatımızda memnun olmadığımız durumları tespit etmek, değiştirmek için yapılması gerekenleri belirlemek, suçladığımız kişiler varsa onları fark edebilmek, içinde bulunduğumuz duruma dışarıdan bakabilmek ve yeni bakış açıları edinebilmek burada farkındalığımızı arttıracaktır.</p>
<p>Kendi payımıza düşenlerin sorumluluğunu da aldıktan sonra, bir diğer anahtar ‘ bağlantı kurmak’</p>
<p>Dayanışma kurabilmek, diğerleriyle destek alış verişinde bulunmak bizi daha esnek kılacaktır.<br />
Gerektiğinde yardım isteyebilmek, bağ kurmayı ve samimiyeti beraberinde getirecektir.<br />
Bağlantılarımız güçlendikçe psikolojik dayanıklılığımız da gelişecektir.</p>
<p>Psikolojik dayanıklılığa sahip olabilmek için son ve belki de en önemli anahtarlar ise ‘çözüm odaklılık’ ve ‘hayata etki edebilmek’tir.</p>
<p>Örneğin; çocuklara başarılı oldukları bir alanda övgüyü, zeka ve yetenekleri yerine çabalarına ve sürece yöneltmek hayata etki edebilme inançlarını geliştirecektir. Sabit özelliklerine güvenmek yerine, emek ve çaba göstererek daha etkin bir şekilde hayatlarını yönetebileceklerdir.</p>
<p>Psikolojik anlamda dayanıklılığımızı yükseltmek için;</p>
<p>İşler zorlaştığında mücadele edecek bir yol bulmayı,<br />
çaba gösterildiğinde her problem için bir çözüm yolu bulunabileceğine ve<br />
hedeflerin gerçekleştirilebileceğine inanmayı, beklenmedik durumlarda yeni yolları deneyimleyebilmeyi ve<br />
olumsuzlukların üstesinden gelebilmeyi deneyimlemeyi unutmayalım&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/psikolojik-dayaniklilik-nedir/">Psikolojik Dayanıklılık Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com">Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayatımızı Ne Kadar Sahici Yaşıyoruz?</title>
		<link>https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/hayatimizi-ne-kadar-sahici-yasiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Funda Sezgin Tokgöz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2020 12:48:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[onlinepsikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fundasezgintokgoz.com/?p=1072</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; &#160; &#160; &#160; Doğduğumuz coğrafya kaderimiz mi? Üzerine çokça tartışılan bir soru&#8230; İnsan gelişimi ve psikolojisi açısından bakacak olursak, belki kaderimiz değil ama hayata bakışımızı, doğru&#38;yanlış, sebep&#38;sonuç değerlendirmemizi fazlaca etkileyen unsurlardan biri mutlaktır ki kültürdür. Bizim kültürümüzün, öz-güven, öz-değer, öz-şefkat, kişilik gelişimi gibi konularda çokça hasar bırakmaya uygun bir yapısı var. 90’larda çocuk olanlar [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/hayatimizi-ne-kadar-sahici-yasiyoruz/">Hayatımızı Ne Kadar Sahici Yaşıyoruz?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com">Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" class="size-large wp-image-1075 alignright" src="https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/08/pexels-sound-on-3761267-1-1-1024x613.jpg" alt="" width="696" height="417" srcset="https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/08/pexels-sound-on-3761267-1-1-1024x613.jpg 1024w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/08/pexels-sound-on-3761267-1-1-300x180.jpg 300w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/08/pexels-sound-on-3761267-1-1-768x460.jpg 768w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/08/pexels-sound-on-3761267-1-1-696x417.jpg 696w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/08/pexels-sound-on-3761267-1-1-1068x639.jpg 1068w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/08/pexels-sound-on-3761267-1-1.jpg 1280w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Doğduğumuz coğrafya kaderimiz mi?</p>
<p>Üzerine çokça tartışılan bir soru&#8230;</p>
<p>İnsan gelişimi ve psikolojisi açısından bakacak olursak, belki kaderimiz değil ama hayata bakışımızı, doğru&amp;yanlış, sebep&amp;sonuç değerlendirmemizi fazlaca etkileyen unsurlardan biri mutlaktır ki kültürdür.</p>
<p>Bizim kültürümüzün, öz-güven, öz-değer, öz-şefkat, kişilik gelişimi gibi konularda çokça hasar bırakmaya uygun bir yapısı var.</p>
<p>90’larda çocuk olanlar çok iyi bilirler;</p>
<p>Misafirliğe gidildiğinde, ikinci dilim keki istemek büyük ayıptır ve bir anda annenizin size çevrilen kocaman gözleriyle karşılaşırsınız&#8230; Talep etmek ile arsızlık arasındaki ayrım çok da net değildir, dengeler şaşabilir..</p>
<p>Bugün biraz daha üzerine durmak istediğim konu ise, duygularla kalabilmek,<br />
özellikle de olumsuz olanlarıyla&#8230;</p>
<p>Mesela derin bir üzüntü içerisinde olduğumuzu düşünelim.</p>
<p>Bir haksızlığa uğradığımız için çokça öfkeli olabilir, sevgilimiz ya da eşimizden ayrılmış kendimizi yalnız ve yaralı hissederken ızdırap içinde olabilir yahut ebeveynlerimizden birini kaybetmiş yas içerisinde olabiliriz&#8230;</p>
<p>Bunların hepsi baş etmesi güç duyguların bombardımanına uğradığımız durumlardır ancak tüm duygular gibi yaşanarak sindirilmesi gerekir.</p>
<p>Üzüntü, öfke, yas&#8230; hepsine alan tutar, deneyimler ve tüketirsek bir hediye ile çıkabiliriz içinden.</p>
<p>Sosyal medyada yer alan videoda hahamın anlattığı ‘ıstakozların nasıl büyüdüğü’ hikayesindeki gibi,<br />
Istakoz, sert bir kabuğun içinde yaşayan narin bir hayvan, ancak bu sert kabuk genişlemiyor&#8230;</p>
<p>Peki ıstakoz nasıl büyüyecek?</p>
<p>Istakoz büyüdükçe kabuk onu sıkıştırıyor ve konforunu bozuyor.</p>
<p>Diğer balıklardan korunmak için ıstakoz bir kayanın altında güvenli bir alana çekiliyor ve kabuğunu çıkarıp atıyor, kendisine yeni bir kabuk üretiyor!</p>
<p>Zamanla kabuk yeniden onu sıkıştırmaya başladığında aynı şeyi tekrarlıyor&#8230;</p>
<p>Bizim de yaşamımızda sert kabuklarımız var hem de birden fazla&#8230;</p>
<p>Gerektiğinde belki o kabuğu çıkarıp atabilmek, aynı zamanda sıkışmışlık hissini görmezden gelmemek, yüzleşmek ve harekete geçmek lazım&#8230;</p>
<p>Yaşamaktan kaçındığımız her duygu, peşimizdeki hayaletler gibidir. Günün birinde hiç beklemediğimiz bir anda karşımıza çıkıverir!</p>
<p>Tüm duyguları yaşamaya izin verdiğimiz, zorlayan duygulara da dayanabildiğimiz ve bu duyguların bizi geliştirmesine fırsat tanıdığımız bir yaşam dilerim&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/hayatimizi-ne-kadar-sahici-yasiyoruz/">Hayatımızı Ne Kadar Sahici Yaşıyoruz?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com">Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mükemmel Olmalıyım, Yoksa…</title>
		<link>https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/mukemmel-olmaliyim-yoksa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Funda Sezgin Tokgöz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2020 11:25:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fundasezgintokgoz.com/?p=1068</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mükemmellik ve mükemmel olma ihtiyacı çağımızın vebası gibi bir durum. Ancak bir yandan veba kadar tehlikeli, bir yandan da o seviyeye ulaşıldığına kanaat getirildiğinde ödülü de büyük; övgüler, alkışlar, tebrikler… Peki ya sonra? Hikaye yeniden başa dönüyor, bu sefer sıradaki diyor, yeni konu belirleniyor ve yine çabalıyor insanoğlu… Mükemmelin kelime anlamı; kusursuz, tam, tamamlanmış olan, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/mukemmel-olmaliyim-yoksa/">Mükemmel Olmalıyım, Yoksa…</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com">Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" class="size-large wp-image-1069 aligncenter" src="https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/07/low-section-of-man-against-sky-247851-1024x582.jpg" alt="" width="696" height="396" srcset="https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/07/low-section-of-man-against-sky-247851-1024x582.jpg 1024w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/07/low-section-of-man-against-sky-247851-300x170.jpg 300w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/07/low-section-of-man-against-sky-247851-768x436.jpg 768w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/07/low-section-of-man-against-sky-247851-1536x872.jpg 1536w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/07/low-section-of-man-against-sky-247851-2048x1163.jpg 2048w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/07/low-section-of-man-against-sky-247851-696x395.jpg 696w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/07/low-section-of-man-against-sky-247851-1068x607.jpg 1068w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/07/low-section-of-man-against-sky-247851-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p>Mükemmellik ve mükemmel olma ihtiyacı çağımızın vebası gibi bir durum.</p>
<p>Ancak bir yandan veba kadar tehlikeli, bir yandan da o seviyeye ulaşıldığına kanaat getirildiğinde ödülü de büyük; övgüler, alkışlar, tebrikler…</p>
<p>Peki ya sonra?</p>
<p>Hikaye yeniden başa dönüyor, bu sefer sıradaki diyor, yeni konu belirleniyor ve yine çabalıyor insanoğlu…</p>
<p>Mükemmelin kelime anlamı; kusursuz, tam, tamamlanmış olan, eksiksiz, yetkin, şahane…</p>
<p>Ya mükemmel olmak için çabalar, hayata ‘ya birincisin ya da hiç’ gözlüğüyle bakarken<br />
yaşadıklarımızın ve kaçırdıklarımızın farkına varamazsak?</p>
<p>Konuya psikoloji gözlüğüyle baktığımızda, mükemmel olma istediğinin altındaki ihtiyacı görebilmek esas olan.</p>
<p>Mükemmeliyetçiliğin evrimsel olarak, tehdit durumlarında, kaos ortamlarında avantajlı olabilmek ve fırsatları kaçırmamak açısından fayda sağladığı bir gerçektir. Köleliğin olduğu zamanlarda, statü sahibi olanın özgürlüğünü koruyabilmesi gibi…</p>
<p>Ancak günümüzde, kölelikle ilgili bir kaygımız yoktur sanıyorum!</p>
<p>Mükemmeliyetçilik peşinde sürdürdüğümüz bir yaşamda;<br />
genellikle tam olma, tamam hissetme, dinginlik gibi ihtiyaçlarımızın da olduğunu gözden kaçırırız.<br />
Sürekli bir maraton koşuyormuş ve mutlaka birinci olmak gerekiyormuş gibi sürdürülen bir hayatta, ‘yaşam doyumu’ kavramından bahsetmek çok mümkün değil.</p>
<p>Mükemmeliyetçilik baskısından kurtulmak için;</p>
<p>* Biraz daha derine bakarak, ‘neden birinci olmak istiyorum, birinci olursam ne olur’ gibi soruların yanıtları ile temel ihtiyacımızın ne olduğuna ulaşmayı,<br />
* Mükemmel tanımımıza uymayanların yaşamlarında sahip olduklarına bakarak, kaçırdıklarımızın farkında varmayı<br />
tavsiye edebiliriz.</p>
<p>Örneğin, çocukluktan kaynaklanan bir maddi yetersizlik yahut eksiklik hissi ile gelişen bir mükemmeliyetçilikten bahsettiğimizi düşünelim. Böyle bir durumda kişinin, en üst seviyeye ulaştığında yani mükemmel hissettiğinde, ne kazanacağını ve hangi duygunun bu kazanca eşlik edeceğini tespit edebiliriz. Tam da bu aşamada, bir yetişkin olarak bu duyguya ulaşabilmek için gerçekten öyle bir kazanca ihtiyacımız var mı, yoksa zor bir yolu mu tercih etmişiz tespit edebilmek bize ihtiyacımız olan tatmin olmuşluk hissinin kapılarını açabilir.</p>
<p>Son olarak, 2. Dünya savaşında 200 kadar adaya gönderilen birliklere verilen ‘ne olursa olsun teslim olmamaları’ emrini, savaş bittikten yaklaşık 30 yıl sonrasına kadar sürdüren gerillanın hikayesini hatırlatmak isterim.</p>
<p>Özel görev için adaya gönderilen bu asker, Nagasaki ve Hiroşima’ya atılan atom bombalardan bi haber, savaşın bittiğine dair dağıtılan bildirileri de ‘bir oyun’ olarak değerlendirerek gerilla görevini sürdürmektedir.</p>
<p>Ta ki, 1974’te bir kaşif ile karşılaşana kadar. Kaşifin sözüne de inanmamıştır tabi ki.. Ancak kendisini oraya gönderen subay söylerse teslim olacağını söyler ve kaşif de hükümet ile iletişime geçerek aracı olur.</p>
<p>Gerillamız, askerlik görevini mükemmel bir şekilde yerine getirmiş ve söylenen emri ‘ne olursa olsun’ yerine getirerek teslim olmamış ve kendisine emri veren subay bizzat açıklama yapana kadar sürdürmüştür.<br />
Peki ya kaçırdığı bir hayat?</p>
<p>Mükemmel bir askerdir, ancak yaşamının 30 yılını kaybetmiştir.</p>
<p>Mükemmeliyet uğruna kaçırdıklarımızı fark edebileceğimiz bir yaşam dileğiyle…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/mukemmel-olmaliyim-yoksa/">Mükemmel Olmalıyım, Yoksa…</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com">Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aile Danışmanlığı’na Ne zaman İhtiyaç Duyulur?</title>
		<link>https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/aile-danismanligina-ne-zaman-ihtiyac-duyulur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Funda Sezgin Tokgöz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jul 2020 11:56:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fundasezgintokgoz.com/?p=1059</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aile içinde ya da çiftler arasında iletişim problemleri ve uyumsuzluk yaşanmaya başlandığı durumlarda, aile dinamiğini bozan etkilerin çift tarafından tespit edilemediği veya çatışmaların aile içinde çözülemediği ve aile birliğine devam etme gönüllülüğünün sürdüğü durumda, bir aile terapisti ya da aile danışmanı ile görüşmek, danışmanlık almak için doğru vakit olduğunu söyleyebiliriz. Son yıllarda katlanarak artan boşanma [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/aile-danismanligina-ne-zaman-ihtiyac-duyulur/">Aile Danışmanlığı’na Ne zaman İhtiyaç Duyulur?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com">Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li><img loading="lazy" class="size-large wp-image-1064 alignnone" src="https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/07/aile-danışmanlığı-foto-866x1024.jpg" alt="" width="696" height="823" srcset="https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/07/aile-danışmanlığı-foto-866x1024.jpg 866w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/07/aile-danışmanlığı-foto-254x300.jpg 254w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/07/aile-danışmanlığı-foto-768x909.jpg 768w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/07/aile-danışmanlığı-foto-1298x1536.jpg 1298w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/07/aile-danışmanlığı-foto-1731x2048.jpg 1731w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/07/aile-danışmanlığı-foto-696x823.jpg 696w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/07/aile-danışmanlığı-foto-1068x1263.jpg 1068w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/07/aile-danışmanlığı-foto-1920x2271.jpg 1920w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/07/aile-danışmanlığı-foto-scaled.jpg 1014w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></li>
</ul>
<p>Aile içinde ya da çiftler arasında iletişim problemleri ve uyumsuzluk yaşanmaya başlandığı durumlarda, aile dinamiğini bozan etkilerin çift tarafından tespit edilemediği veya çatışmaların aile içinde çözülemediği ve aile birliğine devam etme gönüllülüğünün sürdüğü durumda, bir aile terapisti ya da aile danışmanı ile görüşmek, danışmanlık almak için doğru vakit olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p>Son yıllarda katlanarak artan boşanma oranları sebebiyle, aile danışmanlığı oldukça önem kazanmıştır.</p>
<p>Aile terapileri ya da aile danışmanlığında;<br />
aile bireylerinin yaşadığı sorunların tespit edilmesi, çatışmaların çözümlenmesi ve problemle baş edebilme stratejileri geliştirmeleri gibi konularda farkındalık yaratılması ve aile üyelerinin tamamını kapsayan bir yeni repertuvar edinmelerinin sağlanması amaçlanmaktadır.</p>
<p>Bu danışmanlık sırasında, aile bireylerinin daha önce deneyimlemedikleri bir iletişim ve karşılıklı etkileşim sergiledikleri gözlemlenmektedir.</p>
<p>Anne — baba ve çocuk arasında yaşanan çeşitli problemler, depresyon, alkol kullanımı, ekonomi kaynaklı problemler, cinsel bozukluklar gibi boşanmaya sebep olan başlıca konular aile danışmanlığı gerektiren, uzman desteği ile üzerine çalışılabilecek problemlerdir.</p>
<p>Günümüzde aile yapılarının, içinde yetiştiğimiz köken ailemizden farklı oluşu, hem günümüze ve hayat görüşümüze uygun bir aile birliği oluştururken bir yandan da eski alışkanlıklarımızı aradığımız durumlar yaşamamız pek mümkündür ve aynı durum eşimiz için de söz konusudur.<br />
Bu gibi durumlarda, bir orta yol bulacak şekilde, köken ailelerimizden bize iyi gelecek olanı almamız en çok tavsiye edilen davranış olacaktır. Ve tabii ki bir ailenin olmazda olmazı ‘uyum’ bozucu alışkanlıklarımızdan gönüllü olarak uzaklaşmayı kabul etmek gerekir.</p>
<p>Aile terapilerinde aslolan;</p>
<ul>
<li>aile içi koalisyonların belirlenmesi,</li>
<li>çekirdek ailenin içinde bulunduğu duygusal sistemin ortaya çıkartılması ve işlev bozucu durumların tespit edilmesi,</li>
<li>duygusal bağın kesildiği durumlar varsa analiz edilmesi,</li>
<li>köken ailelerin bireyler üzerindeki etkilerinin belirlenmesi,</li>
<li>ailedeki çocuk sayısının ve kardeşlerin ilişkisi ya da aile içi çatışmalarda çocukların oynadığı rollerin fark edilmesi,</li>
<li>toplumsal yapının aile üzerindeki etkisinin tespit edilmesi ve aile bireylerinin iş birliği ile çalışılmasıdır.</li>
</ul>
<p>Ben’den Biz’e geçerken; kimi zaman kişisel sınırların ihmal kimi zaman da ihlal edildiği durumlara tanık olmak mümkündür.</p>
<p>Kişilerin kendilerini ve sınırlarını bilmeleri, ihtiyaçlarını karşılamalarına engel teşkil eden durumları belirleyebilmeleri ve üzerine çalışma talepleri, ailenin içinde bulunduğu durumu değerlendirmek için başlangıç olabilir. Bireylerin kendi farkındalık ve gelişimleri ile başlayan bu yolculuk aile birliğini sekteye uğratan durumların birlikte değerlendirilmesi, aile terapileri ya da aile danışmanlığı için bir giriş anahtarı niteliğindedir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/aile-danismanligina-ne-zaman-ihtiyac-duyulur/">Aile Danışmanlığı’na Ne zaman İhtiyaç Duyulur?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com">Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendimizle Aramız Nasıl?</title>
		<link>https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/kendimizle-aramiz-nasil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Funda Sezgin Tokgöz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2020 11:02:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fundasezgintokgoz.com/?p=1051</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8216;Ne yaşıyorsak bu bizim kendimizle ilişkimizin aynasıdır.’ Gestalt bakış açısı böyle söylüyor. Kendimizle ilişkiden kastettiğim, hayatta yer aldığımız tüm rollerdeki kendimizle ilişkimiz. Anne ya da baba olan ben, eş olan ben, evlat olan ben, çalışan ya da iş veren olarak ben, insan olarak ben… Varoluşçu yaklaşım, bunu, kişinin kendiyle ilişkisi, diğer insanlarla ilişkisi, doğa ile [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/kendimizle-aramiz-nasil/">Kendimizle Aramız Nasıl?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com">Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><img loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-1052" src="https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/06/photo-of-woman-looking-at-the-mirror-774866-1024x683.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/06/photo-of-woman-looking-at-the-mirror-774866-1024x683.jpg 1024w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/06/photo-of-woman-looking-at-the-mirror-774866-300x200.jpg 300w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/06/photo-of-woman-looking-at-the-mirror-774866-768x512.jpg 768w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/06/photo-of-woman-looking-at-the-mirror-774866-1536x1024.jpg 1536w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/06/photo-of-woman-looking-at-the-mirror-774866-2048x1365.jpg 2048w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/06/photo-of-woman-looking-at-the-mirror-774866-696x464.jpg 696w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/06/photo-of-woman-looking-at-the-mirror-774866-1068x712.jpg 1068w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/06/photo-of-woman-looking-at-the-mirror-774866-1920x1280.jpg 1920w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/06/photo-of-woman-looking-at-the-mirror-774866-scaled.jpg 1800w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p style="text-align: left;">&#8216;Ne yaşıyorsak bu bizim kendimizle ilişkimizin aynasıdır.’</p>
<p>Gestalt bakış açısı böyle söylüyor.</p>
<p>Kendimizle ilişkiden kastettiğim, hayatta yer aldığımız tüm rollerdeki kendimizle ilişkimiz.<br />
Anne ya da baba olan ben, eş olan ben, evlat olan ben, çalışan ya da iş veren olarak ben, insan olarak ben…</p>
<p>Varoluşçu yaklaşım, bunu, kişinin kendiyle ilişkisi, diğer insanlarla ilişkisi, doğa ile ilişkisi ve kişinin kendi maneviyatıyla ilişkisi olarak dört kategoriye ayırıyor.</p>
<p>Bu dört kategoride de kendimizle ilişkimizi gözden geçirmek ve zorlandığımız alanlara bir de bu açıdan bakmakta fayda olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Zorluk hissedilen her durumda bir mesaj vardır ve ancak bu alana farkındalıkla baktığımızda görebiliriz bu mesajı…</p>
<p>Farkındalık demişken, ‘bilme’nin 3 yolunu paylaşmak isterim;<br />
1- Beş duyu (Eye of flesh); somut olarak bilme hali, gözle görülen ve ölçülebilen<br />
2- Zihin gözü (Eye of mind); sebep-sonuç ilişkisi kurarak ve çıkarımlar yaparak bilme hali<br />
3- Tefekkür gözü (Eye of contemplation); içimizdeki bilge</p>
<p>Varoluşçu felsefeye göre, dünyaya geldiğimizde kendimizi bir bütün olarak algılayamayız, bütün olduğumuzu anlamak için önce parçalara ayrılmalıyız. Parçalarımızın ne kadar farkında olursak, bütüne de o kadar hakim olmamız mümkün..</p>
<p>Mesela, korku, acı, öfke ve çaresizlik gibi duyguların olduğu yerde değişim için mutlak bir çağrı bulunur. Esas olan, madde değil, anlamdadır ve bu anlam bize bir başkası tarafından verilmeyecektir.</p>
<p>Tıpkı karadut lekesini sadece, kendi yaprağının çıkarması gibi…</p>
<p>Her birimiz, kendi yolculuğumuza, tek başımıza cesaretle, ve tüm seçimlerimizin sorumluluğunu alıp sonuçlarına da katlanarak çıkmakla yükümlüyüz.</p>
<p>Bu noktada kimi zaman kaçındığımız, kendimizi özümüz dışında bir takım şeylere boğduğumuz durumlar yaratırız. Yapmam gereken şeyler var diyerek esas yapılması gereken şeyden kendimizi alıkoyduğumuz nokta.</p>
<p>Ziyanı yok, aceleye gerek yok.<br />
En sonunda hepimiz iç yolculuğumuza, kendimizle temas ederek bütüne ulaşma yoluna baş koyacağız.</p>
<p>Biz bir pratik geliştirelim ;<br />
· Boşluk bırakalım<br />
· Bu durumun bizdeki etkisine odaklanalım. Bu etkiyi en somut hali ile nasıl tanımlayabiliriz? Bu konuda benim için tehdit nedir? Sorgulayalım..</p>
<p>Tehdidi nasıl algılıyoruz?</p>
<p>Fiziksel mi? Duygusal mı? Zihinsel mi?</p>
<p>Bunun ne önemi var diyecek olursanız eğer;<br />
Tehdidi nereden algılıyorsam bitmemiş meselem oradadır.<br />
Yani almam gereken mesaj, hatta Şaman öğretilerine gönderme yapacak olursak, ‘geçilmesi gereken ders’ oradadır…</p>
<p>Örneğin, ‘Tehdidi “sevdiklerimi kaybetmek” olarak algılıyorsam’ varoluşçuluk kategorilerinden ilki kedimle olan ilişkimde bitmemiş bir meselem vardır.<br />
Bitmemiş mesele; orada ne ile özdeşleşmişsem ondan ayrışıp onu kapsayamamışım demektir.<br />
Gündelik yaşamdaki rolüm her ne ise (eş, anne/baba, evlat…) bu, vazgeçemeyeceğim bir özdeşleşme nesnesi olmamalı.</p>
<p>Yanlış anlaşılmasın, bu rollerin hepsi şüphesiz bizim için çok değerli, ancak bu durum onsuz yapamama olmamalı. Vazgeçemeyeceğim ne varsa kendimle ilişkime ihanet ederek, o rolün hapsine girerim.</p>
<p>Tehdidi algıladığım alan her ne ise onunla çalışabilirim.</p>
<p>Örneğin, sevdiğim insanı kaybetme düşüncesi bana ne yapıyor? Önce bedenimde ve zihnimde bunu tanımlamalı ve sonra biraz daha derine giderek, bu hissin nereden doğduğunu yani bu hisle ilk kez nerede tanıştığımı bulmalıyım. Genellikle, çocukluk halimizin yer aldığı anılarda bulacağımız bir araştırma bu.</p>
<p>Şu an zorlandığım duygu her ne ise, öfke, üzüntü, kaybetme korkusu…</p>
<p>Aslında ‘çocuk ben’in kaygılarıdır ve ben onlarla bugün bile yaşıyorum..</p>
<p>‘Çocuk ben’ ile hasbihal ederek, bir yetişkin olarak ona deneyimlerimi aktarabilir ve kaygılarının sebebi olan karşılayamadığı hangi ihtiyacı ise onu karşılayabilirim.</p>
<p>Ve sonrasında, bugün zor zamanlarımın sebebi olan olguların eskiye dayandığını ve bugün bir yetişkin olarak bu olgulardan ibaret olmadığım gerçeğine ulaşabilirim.<br />
Parçayı tanıyıp bütüne ulaşmak denilen de tam olarak bu.</p>
<p>Hiçbirimiz, düşüncelerimizden ibaret değiliz.<br />
Sadece zihnimiz değil, bedenimiz, sezgilerimiz, bilincimiz ile bir bütünüz.</p>
<p>Kim bilir, belki de bir gün bugün bilmediğim ancak kaynağına sahip olduğum başka şeyleri de keşfederim!</p>
<p>Neden bildiklerime tutunarak, o alanlara gitmek için kendime izin vermeyeyim ki…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/kendimizle-aramiz-nasil/">Kendimizle Aramız Nasıl?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com">Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çatışma Yönetimi &#038; İletişim Sanatı</title>
		<link>https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/catisma-yonetimi-iletisim-sanati/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Funda Sezgin Tokgöz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 May 2020 11:14:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fundasezgintokgoz.com/?p=980</guid>

					<description><![CDATA[<p>‘Kendi iletişim tarzınız hakkında ne düşünüyorsunuz?’ Bu soru, iletişim kazaları yaşayanlara çokça sorduğum sorulardan biridir. ‘beni hiç anlamıyor’ ‘ ben ne söylüyorum o ne anlıyor’ ‘aslında onu demek istememiştim’ ….gibi iletişim krizlerini dönem dönem yaşamış ve hala yaşıyor olabiliriz. Çatışma ve iletişememe problemleri yaşarken, yaşadığımız aksaklıkları gidermeye önce kendimi ifade etmekten başlamak gerektiğini düşünürüm. Birisine [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/catisma-yonetimi-iletisim-sanati/">Çatışma Yönetimi &#038; İletişim Sanatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com">Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" class="size-full wp-image-981 aligncenter" src="https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/05/keci.png" alt="" width="605" height="340" srcset="https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/05/keci.png 605w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/05/keci-300x169.png 300w" sizes="(max-width: 605px) 100vw, 605px" /></p>
<p>‘Kendi iletişim tarzınız hakkında ne düşünüyorsunuz?’</p>
<p>Bu soru, iletişim kazaları yaşayanlara çokça sorduğum sorulardan biridir.</p>
<p>‘beni hiç anlamıyor’</p>
<p>‘ ben ne söylüyorum o ne anlıyor’</p>
<p>‘aslında onu demek istememiştim’ ….gibi iletişim krizlerini dönem dönem yaşamış ve hala yaşıyor olabiliriz.</p>
<p>Çatışma ve iletişememe problemleri yaşarken, yaşadığımız aksaklıkları gidermeye önce kendimi ifade etmekten başlamak gerektiğini düşünürüm.</p>
<p>Birisine ‘sen şunu şunu yapıyorsun ve bu yüzden oluyor’ dediğinizde, konunun çatışmaya gitmeme ihtimali yok! Yaşanan durum her ne olursa olsun, karşımızdaki kişinin aktörü olduğu bir durumda bile, problemi tarif ederken ‘ben dili’ kullanmak ve kendi düşüncelerimiz ve hatta duygularımızı dile getirmek, çatışma yönetiminin ve sağlıklı iletişimin olmazsa olmazı…</p>
<p>Çatışmaların hangi sebeple ortaya çıkıyor olursa olsun doğru ve işlevsel bir iletişimle çözülmesi mümkün…</p>
<p>Karşımızdakini duymak; empatik bir bakış açısı ile, karşımızdaki kişinin söylediklerini ve ihtiyacını duyabilmek çok önemlidir. Çatıştığım kişinin söylediklerinin ardındaki mantığı anlayabilmek ve daha sonrasında da anladığımı şey her ne ise teyit edebilmek, yanlış anlaşılmaların önünü kesebilir.</p>
<p>Aksi taktirde, kendi fikrimizi baz alarak aslında bazen karşımızdaki kişinin söylemediği ve düşünmediği bir konuyu çatışma konusu haline getirdiğimizi görmek içten bile değil…</p>
<p>Kendimi ifade etmek, bu çatışmaya konu olan durum hakkında rahatsızlıklarını ve ihtiyaçlarımı dile getirmek işin diğer önemli boyutu. Burada bazen metafor kullanmak işe yarayabilir.</p>
<p>Başlarken sorduğum soruya cevap verecek olursak, kullanılan dilin önemini tekrar vurgulamak isterim, çatışmaya çekildiğiniz noktada durup fark etmeyi ve daha sonrasında yine ‘ben dili’ ile iletişim kurup ihtiyacımızı, duygularımızı ve düşüncelerimizi dile getirmeye devam etmeyi unutmayalım.</p>
<p>Son olarak da işlevsel iletişimi sağlarken, birlikte çözüm bulmaya, karşılıklı olarak ne anladığımızı dile getirmeye ve ‘kazan-kazan’ ile sonuçlandıracak bir formül bulmaya çalışılması gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>Unutmayın, çatışmaların çok büyük kısmı, duyulmamış ve anlaşılmamış hissetmekten kaynaklanır…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/catisma-yonetimi-iletisim-sanati/">Çatışma Yönetimi &#038; İletişim Sanatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com">Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikoloji Kitapları Ne Zaman İşimize Yarar?</title>
		<link>https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/psikoloji-kitaplari-ne-zaman-isimize-yarar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Funda Sezgin Tokgöz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 May 2020 08:03:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fundasezgintokgoz.com/?p=974</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kitap okumak, son yıllarda yerini biraz daha sosyal medya paylaşımları, güzel resimler altındaki postları okumak hatta bazen konuyla ilgili video izlemeye yerini bırakmış olsa da hala kağıt çevirmeyi seven, kitap kokusunun yerini ayrı tutan bir grup insanız diye düşünüyorum. Psikoloji kitapları, alanda çalışan veya uzman olanların, gelişmeleri takip etmek için baş vurdukları ve bilgiye ulaşma [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/psikoloji-kitaplari-ne-zaman-isimize-yarar/">Psikoloji Kitapları Ne Zaman İşimize Yarar?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com">Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" class="size-full wp-image-975 aligncenter" src="https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/05/1_NqvDFCK48tXhqjk9Wjgl4Q.png" alt="" width="605" height="396" srcset="https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/05/1_NqvDFCK48tXhqjk9Wjgl4Q.png 605w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/05/1_NqvDFCK48tXhqjk9Wjgl4Q-300x196.png 300w" sizes="(max-width: 605px) 100vw, 605px" /></p>
<p>Kitap okumak, son yıllarda yerini biraz daha sosyal medya paylaşımları, güzel resimler altındaki postları okumak hatta bazen konuyla ilgili video izlemeye yerini bırakmış olsa da hala kağıt çevirmeyi seven, kitap kokusunun yerini ayrı tutan bir grup insanız diye düşünüyorum.</p>
<p>Psikoloji kitapları, alanda çalışan veya uzman olanların, gelişmeleri takip etmek için baş vurdukları ve bilgiye ulaşma ihtiyaçlarını karşıladıkları bir mecra olsa da yalnızca bu alanda çalışanların talebi olmanın bir adım ötesinde artık…</p>
<p>Psikoloji biliminin yüzlerce alanına dair konuları, insanlığa gerek bilgilerin derlendiği gerekse bir hikayenin içinde hoş bir anlatımla sunmak mümkün.</p>
<p>Örneğin, dünyaca ünlü ve benim de hayranı olduğum psikiyatr Irvin D. Yalom, yazdığı psikoloji kitaplarında hem genç meslektaşlarına tavsiyelerini aktarmakta hem de bilgi sahibi olmak isteyen, başkalarının hikayelerinden payını almak isteyen okurlara ulaştırmaktadır.<br />
Hayatımızda yaşadığımız zor zamanlarda bazen bir tavsiyeyle, bazen bize çok hitap eden bir konuda hatta kimi zaman merakımızı uyandıran bir alandaki kitapları hayatımıza sokabiliriz.<br />
Psikoloji kitapları;</p>
<p>* Merak ettiğimiz konularda, bilgi edinmemize ve sebep — sonuç ilişkisi kurmamıza fayda sağlayabilir.</p>
<p>Mesela, ‘düşünce — duygu — davranış’ üçlüsünün nasıl çalıştığını, yaşantımız içindeki etkilerini öğrenmek ve edindiğimiz bilgiler sonucunda kendimizi gözlemleyerek, hayatımıza dair çok faydalı verilere ulaşmamızı mümkün kılabilir.</p>
<p>* Kimi zaman, okuduğumuz bir psikoloji kitabında, faklı bir bakış açısı kazanmamıza, belki de hikayeyi başka bir gözden görmemize ışık tutabilir ve gerçekten birinin yerine geçmek, hikayeyi başka bir hayattan izleyebilmemize destek olur ki bu da bize empatinin kapılarını açar ve farkındalık kasımızı geliştirmemize destek olabilir.</p>
<p>* Zor zamanlardan geçerken yaşanan, yalnızlık hissini azaltmak ve içinde bulunduğu durumu tanımlamaya fayda sağlayabilir.</p>
<p>‘Bu zorluğu yaşayan tek kişi ben değilim…’ rahatlığı ve farkındalığıyla yaşadıklarını değerlendiren kişinin karanlığın sonundaki aydınlığı görebilmesini mümkün kılar.</p>
<p>* 400’ü aşkın psikoloji ekolünün bulunduğu, koca bir derya denizin içinde kişinin ilgisini çekecek, ihtiyacını karşılamasına destek olacak anahtarlar olduğunu görebilir.</p>
<p>Bu kadar büyük biri bilgi havuzunda, esas olanın kişinin işine yarayanı alması ve uymayanı bırakması esas tavsiye edilendir.</p>
<p>Çok meşhur söylem olan;</p>
<p>‘Bir kitap okudum, hayatım değişti’</p>
<p>belki de zor zamanlardan geçen birinin okuduğu ve bu zorlu döneminde ona ışık tutan bir fener olan bir psikoloji kitabıdır, kim bilir?!</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/psikoloji-kitaplari-ne-zaman-isimize-yarar/">Psikoloji Kitapları Ne Zaman İşimize Yarar?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com">Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Senin de Altın Çizgilerin Var mı? Kintsugi</title>
		<link>https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/senin-de-altin-cizgilerin-var-mi-kintsugi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Funda Sezgin Tokgöz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2020 22:59:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fundasezgintokgoz.com/?p=962</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kintsugi, Japonların icadı olan, kırılan bir nesnenin kırıldığı yeri altın ile birleştirme sanatı… Bir şey kırıldığında, altın tozu ile birleştirip kırıldığı yerden onurlandırarak, yeni bir değer katarak bambaşka bir forma getiriyorlar. Tam da Japon kültürüne uygun bir zarafet ile yaşanmışlığı yüceltiyorlar. Ben, Kintsugi’nin insanlar için de geçerli olduğunu düşünüyorum… İnsan da hayatta karşılaştığı çetin durumlarda [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/senin-de-altin-cizgilerin-var-mi-kintsugi/">Senin de Altın Çizgilerin Var mı? Kintsugi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com">Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" class="size-full wp-image-969 aligncenter" src="https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/05/123123.png" alt="" width="437" height="360" srcset="https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/05/123123.png 437w, https://fundasezgintokgoz.com/wp-content/uploads/2020/05/123123-300x247.png 300w" sizes="(max-width: 437px) 100vw, 437px" /><br />
Kintsugi, Japonların icadı olan, kırılan bir nesnenin kırıldığı yeri altın ile birleştirme sanatı…</p>
<p>Bir şey kırıldığında, altın tozu ile birleştirip kırıldığı yerden onurlandırarak, yeni bir değer katarak bambaşka bir forma getiriyorlar. Tam da Japon kültürüne uygun bir zarafet ile yaşanmışlığı yüceltiyorlar.</p>
<p>Ben, Kintsugi’nin insanlar için de geçerli olduğunu düşünüyorum…</p>
<p>İnsan da hayatta karşılaştığı çetin durumlarda incinip kırılabilir, yaralanabilir.<br />
Ancak sonrasında, yaralarını sarar ve zamanla iyileşir.</p>
<p>Kimi zaman kendisine, kimi zaman yara almasına sebep olan kişi ya da durumlara kızabilir,<br />
İsyan edebilir, ‘neden ben?’ ya da ‘hep mi ben?’ gibi sorular ile reddedebilir ya da inkar edebilir.</p>
<p>Esas olanın, kişinin yaşadığı kırgınlık ya da yaralanma durumunu kintsugi sanatındaki gibi altınla birleştirerek tecrübesini ve yaşanmışlığını onurlandırması, gelişimi yüceltmesi olduğunu düşünürüm.</p>
<p>Gelin yaralandığımız durumlar, canımızı acıtan yerler için üzülmeyi bir kenara bırakıp bize kazandırdıklarına, elde ettiğimiz kazanca, sahip olduğumuz yeni güzelliklere bakalım, onları altın ile kaplayalım. Bu güzel sanatı hayatımızda da gerçekleştirelim.</p>
<p>İncindiğimiz, kırıldığımız yerleri altın ile birleştirelim ve tüm yaşanmışlıklarımızı onurlandıralım!..</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com/yazilar/senin-de-altin-cizgilerin-var-mi-kintsugi/">Senin de Altın Çizgilerin Var mı? Kintsugi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://fundasezgintokgoz.com">Funda Sezgin Tokgöz | Psikolojik Danışman</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
