Çocuklarımıza Sınırları Nasıl Öğretiriz?

Ebeveyn olmak kişinin hayatındaki, belki de en önemli konu…

Anne- baba olunca, o yaşa kadar biriktirilen her şey bir anda önemini kaybetmeye başlıyor.

Dünyadaki herkesten ve her şeyden daha kıymetli biri vardır artık…

Daha önce çocuk sahibi olan yakınlarınızda gözlemlediğiniz ve size garip gelen ne kadar durum varsa, bir anda içinde bulursunuz kendinizi.

Var olmanın ağırlığından, var etmenin ağırlığına yolculuk başlamıştır.

Dünyaya gelen bu canlı, sizin eseriniz olacaktır…

İyi olsun, her şeyi olsun, çok seveyim, herkes çok sevsin vs… derken
içimizden gelen bu büyük coşku ile, gerçekliği ve mantığı devre dışı bırakabiliriz.

Kirpi bile yavrusunu pamuğum diye severmiş!

O misal…

Hayallerimizi ve ideallerimizi akıtırız çocuğa…

Bizim neyimiz eksik kalmışsa büyürken, fazlasıyla karşılamak isteriz kendi çocuğumuzda.

‘Benim evladım aynı şeyleri yaşamasın’ diye, hassasiyet had safhadadır.

Peki ya onun ihtiyaçları?

Sınırlar tam olarak burada devreye girer.

Hikayeyi doğru okumak mühim.

Çocuğumuza her şeyi vermek isteriz, kabul!

Ancak kaynaklarımız sınırlı…

Ve günün birinde, imkanlar yeterli olmadığında ve ‘hayır’ demek zorunda kaldığımızda, bunun anlamını bilmeyen bir çocuk ile karşı karşıya kalmak pek mümkün.

Ayrıca ilk kez reddedilen bir çocuğun göstereceği direnç ve mevcut durumla baş etme becerisinin olmayışı da cabası..

Sınırları net bir şekilde çizmek ve çocuğa bu sınırlar içerisinde özgürce hareket edebileceği bir alan bırakmak ve seçim yapma hakkı tanımak çok önemlidir.

Unutmayın;

Çocuklar küçük yaşlarda, kendileri için neyin yararlı, neyin zararlı olduğunu bilemezler.

Anne — babalar çocuklarına sınır koyarak onları korumakla yükümlüdürler.

Sınırları belirlerken de çocukların birtakım deneyimleri yaşamalarına engel olmadan ve aşırı tepki göstermeden bunu yapabilmek mühimdir.

Çocuklar, koşulsuz sevgiyi yalnızca anne ve babalarından görmelidir.
Dışarıdaki dünya, koşulların olduğu yerdir.

Ve koşulsuz sevgi, asla sınırsızlık demek değildir.
Yalnızca sevgide sınır yoktur, diğer alanlarda kurallar ve sınırlar söz konusudur.

Çünkü, çocuklukta öğrenilmeyen sınırlar yetişkinlik döneminde,
Kendi sınırlarını koruyamama veya diğerlerinin sınırlarını kabul etmeme gibi işlev bozucu durumlara sebep olabilir.

Burada anne ve babaların da çocukların özel alanlarına saygı göstermeleri son derece önemlidir.

Çocukların, özgür bırakıldıklarında, özgüvenli olacaklarına inanılır.

Yetişme evresinde çocukların, sınırları belirlenerek güvenlikleri sağlanmazsa, zarar görme ihtimalleri gündeme gelebilir.

Ayrıca, sınırsız yetişen çocuklar, görünürdeki tüm olanaklara rağmen, içsel olarak yalnız ve ilgisiz hissedebilirler.

Kuralların ve isteklerin net olması, ebeveyn — çocuk ilişkisinde çatışmaların meydana gelmesine engel olacaktır.

Böylece karşılıklı saygıdan söz edilebilir.

Sınırlardan bahsetmişken çalışan annelerin en zorlandığı alana da değinmek isterim.

‘Çocuğuma yeterince zaman ayıramıyorum’ düşüncesi ile birlikte paket program olarak gelen suçluluk duygusu ve bu duygunun devamı niteliğinde, her şeyi yapmaya çalışma, çocuğa karşı sergilenen tutarsız davranışlar sergileme… gibi çalışan annelerin içine düştüğü tuzaklar.

Burada, öncelikle sevgili çalışan annelerin bu suçluluk duygusundan kurtulması, konunun aslında çocukla değil kendileriyle ilgili olduğunu fark etmeleri ve yaşamlarındaki koşulları tüm gerçekliği ile değerlendirip bir karar vermeleri ve bu doğrultuda davranışlarını düzenlemeleri gerekir. Gerekiyorsa destek almaktan çekinmemelidirler.

Örneğin, çalıştığı için çocuğuyla geçireceği vakti daha verimli kılmaları mümkün.

Çocukları ile iletişim kurarak, çocuğun ayrışma dönemine uyum sağlamak önemli.

(Ayrışma dönemi, 2 yaş itibariyle, çocuğun bireyselleşme ihtiyacının meydana geldiği , kendi ve diğerleri arasındaki ayrımı idrak edebildiği dönemdir. Bkz. Çocuk psikolojisi )

Çocuklarının dayanıklılık geliştirmelerine de fırsat tanımaktır sınırlar.

Çalışan anneler, aynı zamanda çocuklarına birey olma, dayanıklı olma gibi özellikler kazandırdıklarını unutmamalılar…

Toparlayacak olursak;

Sınırları belirlerken, çocuklara karşı, açık + net ve şeffaf bir tutum sergilemek,
Belirlenen sınırların ihlal edilmemesi ancak gerekli görüldüğünde açıklama yapılarak esneklik sağlamak,
Anlaşılabilir, öngörülebilir ve denenebilir sınırlar belirlemek faydalı olacaktır.

Ve lütfen..

Unutmayın ki, her çocuğun yaradılışı ve yetişmesi farklıdır, tıpkı parmak izi gibi, biriciktir…

Çocuğunuz ile ilişkinizin keyfini sürmenizi dilerim.