Psikolojik Dayanıklılık Nedir?

Psikolojik dayanıklılık yani sıkça duyduğumuz diğer ismi ile resilience,
kişinin zorlu zamanlarda akıl ve ruh sağlığını koruyabilmesi olarak tanımlayabiliriz.

Latince kökeni ise ‘esneklik’ kelimesinden geliyor.

Esnek olanın dayanıklı olduğu , katı ve sert olanın ise kırılmaya ve yıpranmaya daha yatkın olması olarak düşündüğümüzde, psikolojik dayanıklılık hakkında biraz daha fikir sahibi olabiliyoruz.

Psikolojik dayanıklık, bebeklik dönemimizde anne ya da bakım veren ile gelişen bağlanma türümüz ile de ilişkili…

Güvenli bağlanan çocuklarda, psikolojik dayanıklılığın daha fazla geliştiğini gösteren araştırmalar bulunuyor.
Peki psikolojik dayanıklılığımızı nasıl geliştireceğiz ?

Bu sorunun yanıtı için, birkaç anahtar kavramın altını çizmek isterim…

Öncelikle ‘kabul’…

Keşkeleri çok olan bir kültürün insanlarıyız kabul.

Ancak içinde bulunduğumuz durumu kabul etmekte ne kadar zorlanırsak, düşüncelerimiz de bir o kadar katılaşacaktır.

Var olanı kabul etmek, yolumuza devam edebilmenin önemli anahtarlarından!

Değişikliklere açık olmak ve yeniye uyum sağlamak bizi daha güçlü kılacaktır…

Daha zorlu zamanlarda ise ‘en kötü ne olur?’ sorusunu kendimize sormayı,
Ve bu soruyu yanıtlarken, aslında problemle başa çıkma becerilerimizi daha net görebilmeyi ihmal etmeyelim.

İçinde bulunduğumuz durumu kabul ettikten sonraki anahtarımız ise ‘gerçekçi iyimserlik’
Çünkü, burada bahsettiğimiz iyimserlik hayata pembe gözlüklerle bakmak anlamına gelmiyor.

Düşüncelerimizin duygularımızı oluşturduğu ve duygularımızın da davranışlarımızın kaynağı olduğunu göz önünde bulundurursak, pozitif düşüncenin gücünü görmezden gelemeyiz.

Meşhur bardak örneğindeki gibi, bardağın yarısının dolu ve diğer yarısının boş olduğunu görmek yerine, bardağı bir bütün olarak değerlendirip boş olan yarısını nasıl doldurabileceğimize odaklanmak pozitif düşünce tarzı ile ve gerçekçi bir yaklaşım ile değerlendirilebilir.

Unutmayın, pozitif ve negatif düşünceler beynimizin farklı bölgelerine işlenir ve farklı yoğunluklarda yaşanır.
Korku, tehlike gibi olumsuz duygular daha yoğun yaşanır ve etkisi daha uzun sürecektir. Bu nedenle, her bir olumsuz düşünce için, üç adet olumlu düşünce üretmeyi deneyimlemek tavsiye edilir.
Olumsuz duyguların etkisini azaltmak için bu metod faydalı olacaktır.

Ayrıca iyimser bir bakış açısı, olumsuz durumların da değiştirilebileceğini gösterir.

Örneğin, kötü bir başlangıç yaptığımız gün için kendimize şöyle bir cümle kurabiliriz:

‘Güne istediğim gibi başlayamadım ancak geri kalanını değiştirmek benim elimde ve güzel geçmesi için elimden geleni yapacağım!’

Psikolojik dayanıklılık için bir diğer anahtarımız ise ‘sorumluluk’

İçinde bulunduğumuz olumlu ve olumsuz her durumda, kendi payımızın sorumluluğunu alarak yola devam edebilmekten bahsediyoruz.

Hayatımızda memnun olmadığımız durumları tespit etmek, değiştirmek için yapılması gerekenleri belirlemek, suçladığımız kişiler varsa onları fark edebilmek, içinde bulunduğumuz duruma dışarıdan bakabilmek ve yeni bakış açıları edinebilmek burada farkındalığımızı arttıracaktır.

Kendi payımıza düşenlerin sorumluluğunu da aldıktan sonra, bir diğer anahtar ‘ bağlantı kurmak’

Dayanışma kurabilmek, diğerleriyle destek alış verişinde bulunmak bizi daha esnek kılacaktır.
Gerektiğinde yardım isteyebilmek, bağ kurmayı ve samimiyeti beraberinde getirecektir.
Bağlantılarımız güçlendikçe psikolojik dayanıklılığımız da gelişecektir.

Psikolojik dayanıklılığa sahip olabilmek için son ve belki de en önemli anahtarlar ise ‘çözüm odaklılık’ ve ‘hayata etki edebilmek’tir.

Örneğin; çocuklara başarılı oldukları bir alanda övgüyü, zeka ve yetenekleri yerine çabalarına ve sürece yöneltmek hayata etki edebilme inançlarını geliştirecektir. Sabit özelliklerine güvenmek yerine, emek ve çaba göstererek daha etkin bir şekilde hayatlarını yönetebileceklerdir.

Psikolojik anlamda dayanıklılığımızı yükseltmek için;

İşler zorlaştığında mücadele edecek bir yol bulmayı,
çaba gösterildiğinde her problem için bir çözüm yolu bulunabileceğine ve
hedeflerin gerçekleştirilebileceğine inanmayı, beklenmedik durumlarda yeni yolları deneyimleyebilmeyi ve
olumsuzlukların üstesinden gelebilmeyi deneyimlemeyi unutmayalım…