Aile Danışmanlığı’na Ne zaman İhtiyaç Duyulur?

Aile içinde ya da çiftler arasında iletişim problemleri ve uyumsuzluk yaşanmaya başlandığı durumlarda, aile dinamiğini bozan etkilerin çift tarafından tespit edilemediği veya çatışmaların aile içinde çözülemediği ve aile birliğine devam etme gönüllülüğünün sürdüğü durumda, bir aile terapisti ya da aile danışmanı ile görüşmek, danışmanlık almak için doğru vakit olduğunu söyleyebiliriz.

Son yıllarda katlanarak artan boşanma oranları sebebiyle, aile danışmanlığı oldukça önem kazanmıştır.

Aile terapileri ya da aile danışmanlığında;
aile bireylerinin yaşadığı sorunların tespit edilmesi, çatışmaların çözümlenmesi ve problemle baş edebilme stratejileri geliştirmeleri gibi konularda farkındalık yaratılması ve aile üyelerinin tamamını kapsayan bir yeni repertuvar edinmelerinin sağlanması amaçlanmaktadır.

Bu danışmanlık sırasında, aile bireylerinin daha önce deneyimlemedikleri bir iletişim ve karşılıklı etkileşim sergiledikleri gözlemlenmektedir.

Anne — baba ve çocuk arasında yaşanan çeşitli problemler, depresyon, alkol kullanımı, ekonomi kaynaklı problemler, cinsel bozukluklar gibi boşanmaya sebep olan başlıca konular aile danışmanlığı gerektiren, uzman desteği ile üzerine çalışılabilecek problemlerdir.

Günümüzde aile yapılarının, içinde yetiştiğimiz köken ailemizden farklı oluşu, hem günümüze ve hayat görüşümüze uygun bir aile birliği oluştururken bir yandan da eski alışkanlıklarımızı aradığımız durumlar yaşamamız pek mümkündür ve aynı durum eşimiz için de söz konusudur.
Bu gibi durumlarda, bir orta yol bulacak şekilde, köken ailelerimizden bize iyi gelecek olanı almamız en çok tavsiye edilen davranış olacaktır. Ve tabii ki bir ailenin olmazda olmazı ‘uyum’ bozucu alışkanlıklarımızdan gönüllü olarak uzaklaşmayı kabul etmek gerekir.

Aile terapilerinde aslolan;

  • aile içi koalisyonların belirlenmesi,
  • çekirdek ailenin içinde bulunduğu duygusal sistemin ortaya çıkartılması ve işlev bozucu durumların tespit edilmesi,
  • duygusal bağın kesildiği durumlar varsa analiz edilmesi,
  • köken ailelerin bireyler üzerindeki etkilerinin belirlenmesi,
  • ailedeki çocuk sayısının ve kardeşlerin ilişkisi ya da aile içi çatışmalarda çocukların oynadığı rollerin fark edilmesi,
  • toplumsal yapının aile üzerindeki etkisinin tespit edilmesi ve aile bireylerinin iş birliği ile çalışılmasıdır.

Ben’den Biz’e geçerken; kimi zaman kişisel sınırların ihmal kimi zaman da ihlal edildiği durumlara tanık olmak mümkündür.

Kişilerin kendilerini ve sınırlarını bilmeleri, ihtiyaçlarını karşılamalarına engel teşkil eden durumları belirleyebilmeleri ve üzerine çalışma talepleri, ailenin içinde bulunduğu durumu değerlendirmek için başlangıç olabilir. Bireylerin kendi farkındalık ve gelişimleri ile başlayan bu yolculuk aile birliğini sekteye uğratan durumların birlikte değerlendirilmesi, aile terapileri ya da aile danışmanlığı için bir giriş anahtarı niteliğindedir.