En Temel İhtiyaçlarımızdan Biri : Temas İletisi

İnsana, insan gerek der kadim öğretiler.

Doğduğumuz günden başlar insana duyulan ihtiyaç, önce anne & baba sonra varsa kardeşler, arkadaşlar ve diğer akrabalar derken liste uzar gider…

Psikoloji kuramlarından TA yani Transaksiyonel Analiz, insanın ‘temas iletilerinden bahseder’.

İnsanın insana dokunduğu, gerek bir selamla, gerek bir güzel sözle ya da fiziksel bir dokunuşla hatta tartışma yahut çatışmayla, esasen temas ettiğimiz durumları anlatır.

Hikaye bebeklikte başlıyor, doğduğumuz andan itibaren, temasa, şefkate ve bakıma ihtiyacımız var.

Var olduğumuzu anlamanın tek yolu temas iletileridir. Fiziksel ya da zihinsel olarak, varlığımızın diğer insanlar tarafından onaylanmasına duyduğumuz ihtiyaç ise temas açlığı olarak tanımlanır.

Hani bebeklerin kucağa alındığında huzur bulması var ya, işte hikaye orada başlıyor.

Yaramazlık yapan çocuğun aldığı ‘yapma evladım!’ tepkisinde,
sevgilinize verdiğiniz bir buket çiçeğin etkisini onun gözlerinde ve gülümseyişinde görme isteğinde,
sizden beklenen bir görevi layığı ile yerine getirdiğinizde beklediğiniz taktirde..

Bunların hepsini temas açlığı olarak tanımlamak mümkündür. Orada olduğumuzu gösterir ve var olduğumuzun ispatıdır.

Temas iletilerinin çeşitleri vardır.

Sözel ya da sözel olmayan temas iletilerinde, konu, bir arkadaşınızla selam vermek ile göz kırpmak ya da el sallamak kadar kolayca ayırt edilebilir ve ifade edilebilir.

Olumlu ve olumsuz temas iletilerinde ise, karşımızdaki kişide yarattığımız etkinin duygusal karşılığından bahsedebiliriz.
Olumlu temas iletilerinde, karşımızdaki kişinin memnun olacağı bir etki meydana getirecek, olumsuz temas iletilerinde ise rahatsız hissedeceği bir sonuç ortaya çıkacaktır. Çocuğunuzun bir dilim pasta daha yemek istemesine vereceğiniz, ‘evet’ ya da ‘hayır’ cevabının onda yaratacağı duygusal karşılığı olumlu ve olumsuz temas iletilerine örnek olarak gösterebiliriz.

Koşullu ve koşulsuz temas iletilerinde de, durum ‘yapmak’ ve ‘olmak’ eylemleri etrafında şekillenir.
Koşullu temas iletileri, ne yaptığınız ile ; koşulsuz temas iletilerinde ise ne olduğunuz ile ilgilidir.
‘Ödevlerini yapmış olman ne güzel’ cümlesi, olumlu koşullu bir temas iletisine,
‘Senden hoşlanmıyorum’ cümlesi, olumsuz koşulsuz temas iletisine örnek verilebilir.

Temas iletilerini fark etmenin, ilişki kurma biçimimizi etkilediğini, ilişkilerimizde iletişimi ve samimiyetle duygu alış verişini nasıl gerçekleştirdiğimizi açıklamaya yarayan harika bir araç olduğunu düşünüyorum.

Örneğin, sevgilinizin bir süredir ilgisini çeken deri ceketi, özel bir gün olmasını beklemeden ona hediye ettiğinizi düşünelim. Bu davranışınız sonucunda, sevgilinizden bir karşılık yani temas iletisi almak istersiniz. Sevgilinizin çok mutlu olması, özel bir gün olmadığı için aldığı hediyeye şaşırması ve belki de ekstra sevinmesi sizin temas iletisi ihtiyacınızı karşılayacak ve benzer davranışları tekrarlama isteği uyandırarak pekiştirici bir etki yaratacaktır.

Aynı hediye örneğini bu kez farklı bir versiyon için düşünelim.

Bir kavga sonrasında, sırf konu uzamasın diye çok da samimi olmayan bir şekilde sevgilinize hediye aldığınızda ise sahte temas iletilerinden söz edebiliriz.

Sözde iltifatlar, yalandan hediyeler, sırf karşı taraf sussun diye alttan almalar, tamamı sahte temas iletileridir ve olumlu bir etki yaratma ihtimali neredeyse mümkün değildir.

Peki temas iletisi isteyebilir miyiz?

Kültürümüzde çokça yer alan öğretilerdendir, istemek zorunda kaldığımız temas iletilerinin kıymetsiz olduğu..

Halbuki, gerçek olan şudur, isteyerek elde edilen temas iletileri de istemeden elde edilenler kadar kıymetlidir.

Her zaman karşımızdaki temas iletisi verenin samimiyet seviyesini, gösterilen ilginin, temasın içtenliğini gözlemleme şansımız vardır. Eğer temas iletisi içten değilse, temas iletisini kabul etmeme ihtimali de mümkündür.

Öz-güven, öz-değer, öz-şefkat, öz-bilinç gibi kavramlarla çokça karşılaştığımız bir dönemi yaşıyoruz.

Tüm mecralar, ‘Öz’ kavramının kıymetini haykırırken, kendimize temas iletisi vermekten söz etmezsek olmaz diye düşünüyorum. Daha çocukluk dönemimizde fazlaca tevazunun öğretildiği bir kuşakta geçti çocukluğum.

‘Başarılarınla övünmek kabalıktır’ ı düstur edinmiş bir neslin yetişkinlik döneminde ise, fazlaca mükemmeliyetçi ancak başarılarından tatmin olmayan bir anlayışa sahip olması kaçınılmazdır.

Sahip olunan bu bakış açısı ile kendine temas iletisi vermek oldukça zordur.

Kendine temas iletisi vermekte zorlanan kişilerin toplandığı gruplarda, sırayla herkesin kendi hakkında övündüğü çalışmalar ise yarayabilir. Ancak kendimiz ile barışmak ve hak ettiği takdiri, teması esirgememek adına farkına varmanın ve bu konuda uyanık olmanın önemine inanıyorum.

Bir öneri olarak, kendinize temas iletisi verebileceğiniz beş yol bulmak ve bunları yazıya dökmek işe yarayabilir. Sonrasında ise, herhangi bir şeyin ödülü olmadan, yalnızca kendiniz ile temas etmek için bu yolları deneyimlemek başlangıç için hoş bir adım olabilir.

Yaşamımızın başladığı günden bugüne kadar bir çok olumlu & olumsuz temas iletisi aldık. Kimini hatırlıyoruz, kimi sadece anılarımızda kapalı bir odada bekliyor. Bir depomuz olduğunu ve tüm bu temas iletilerinin bir bankası olduğunu düşünelim. Hangi temas iletisini istersen o bankadan çekip bugüne getirebilme şansına sahibiz.

Deponuzdan olumlu temas iletilerini çokça çağırmanızı ve kendiniz ile temas etmeyi ihmal etmemenizi dilerim.